| |
Onda Var,
Ben de İsterim
Okul öncesi dönemde lisan, artık karşılaştırma yapabilme yetisini
kazanmıştır. Oyunlar ile birlikte, oyuncaklar, kıyafetler vs
karşılaştırılır. Başkalarınınkine sahip olma arzu, istek duyguları
belirir. Bu kıskanma değil, karşılaştırabilme yeteneğinin varlığıdır.
Arkadaşınınkinin aynısını alma isteği ’gizlice yürütmeye’ kadar
varabilir. Bu da hırsızlık değildir. Sahip olma arzusuna çözüm
üretmektir.
Siz de onunla birlikte, başkalarında olup onda olmayanları sıralayın.
Yani onun özençlerini örtbas etmeye değil daha çok açık etmeye bakın.
Onun bu karşılaştırma içgüdüsüne katılın. Hem bu şekilde başkalarında
olup onda olmayan özlemlerini de öğrenmiş olursunuz.
Onda olmayıp, arkadaşlarında olanları alabiliyorsanız alın. Bunlar
arasında çocuğunuzun gereksinimi olmayanlarda olabilir. Mümkünse gerekli
olmayan şeyleri almak istemediğinizi ona anlatmaya çalışın. Bazen
gereksinim olmaksızın da çocuklar bazı şeylere sahip olmaya özenirler.
İmkanlarınız dahilinde siz de bu durumu anlamaya çalışın.
Ancak, sizin anlatım ve açıklamalarınız genellikle yetersiz kalacaktır.
En iyisi, siz arkadaşında olup on da olmayanları sıralarken, fazla renk
vermeden, onda olup arkadaşlarında olmayan ’şey’leri de sayın dökün.
Bunların mutlaka satın alınabilen nesneler olması gerekmez. Çocuğunuzun
yüzündeki ve sizin o güne kadar çok sevip beğendiğiniz bir çil tanesi
bile, arkadaşının sahip olduklarına fark atabilir. Tabii burada sizin
olayı sunuş tarzınızdaki maharetiniz önemlidir.
- Kızımın yüzündeki çillerden rahatsız olduğunu hissettiğim günden beri
çilleri üzerine öyküler sıralamaya başlamıştım. İşte, ’Gözlerinin
kahvesi çillere aksediyordu. ’ ’Bazı çiller benim, bazıları babasının
çilleri idi. Onları kimseyle paylaşamazdık. Sakın benimkilerden babası
öpmemeli idi.’ ’Bütün bir yıl Ekim ayını beklemiştim. Yüzüme onunkinin
aynısından 3-5 çil tanesi ’ekebilmek’ için,’ falan, falan.
Günün birinde heves heves eve geldi. Arkadaşı ailesi ile Fransa’ya
Disney Land’a gidiyordu. Biz de gitsek güzel olurmuş. Çok eğlenceli bir
yermiş.
’Paramız yok.’ onun anlayacağı bir şey değildi. İkinci sorusu ’Onların
niye var?’ olursa, ben nasıl yanıtlardım? Biz daha sonra gideriz’i de
ona anlatamazdım. Hem gerçekçi değil, hem de zaman gibi soyut bir kavram
ona birşey ifade etmeyecekti.
Gideceğimiz bir yeri önceden bilmeli tanımalıyız. Disney Land’la ilgili
bilgiler toplamaya karar verdik. Kitapçılara gittik. Fransa Konsolosluğu
’na gittik. Disney Land’daki masal kahramanları hakkında bilgiler
topladık. Broşürler, kitaplar aldık. Kendisi okumayı yeni söktüğü için
heves heves bu masalları okuduk. Ben de her gece ona, yüzündeki bir çil
tanesini Disney Land’a götüren öyküler anlatıyordum.
Arkadaşı Disney Land’dan döner dönmez onu bize davet ettik. Kızımın
elinde ondakinden daha çok Disney Land ile ilgili doküman vardı. Onlara
pasta çörek ikram etmek için odaya her girdiğimde kızımın arkadaşından
daha çok oraya gitmiş gibi sohbete katıldığını hayretle farkettim.
Doç.Dr.Sabiha Paktuna Keskin
|
|